24 Tem 2007

unutturamaz seni hiç bir şey


tatil tam da hayal ettiğim gibi geçio, ne zmanlar hayal ettiğimi hatırlamaya çalışyorum, hatırlıyorum, sıkkın bir final öncesi gecesi, muhtemelen çalışmayı bitirmişim, yatağıma uzanmışım, dişlerimi sıkıyorum, önce bu dersi veremezsem üstten hangi dersi alamayacağımı, onu alamazsam hangi diğerini alamayacağımı kestirmeye çalışyorum. sık kullanılanlara eklemiştim halbuki. yarım yamalak hatırlıyorum sonra diyorum ki kendime ölüm yok ucunda, hadi tatili düşün azıcık.. kaçamak hayaller işte bunlar, final gecesi sorumsuzca kurulan tatil hayallerinin verdiği zevk.. paha biçilemez:):)

şimdi de onlaın gerçekleştiğini görmek, bambaşka, böyle nesrin sipahi yi izlemeye gitmişim gibi.. hayat böyle mutlu geçicek sanki hep, hep serin..

pazat günü istanbuldan çıkıp, akşam da erdek de olucam ( inş) bu bi tatil. deniz kum güneş ve benzeri faaliyetlerden oluşan, güzel bişi.. çok heyecanlı..

d&r da melissa p nin kitabını incelemek kadar ayıp bişi yok, çok ayıp:)
ve akp seçimleri kazandı, aman kardeş bunlar malumun ilamı:)

16 Tem 2007

rüyalar gerçek


kaytarıyorum mütemadiyen..

bugünlerde her şeyden kaytarıyorum.. bu hafta başında güya babama iş yerinde yardım edicektim. ama nasip değilmiş:) sinemaya gidecektim, ocean's thirteen gösterimden kalkmadan gideyim dedim.. ondan da kaytardım.. sadece kendi istediklerimi yaptım. ütü yaptım, msne girdim, öylece kitaplığın bi köşesinde bana bakan kitaplara bende öylece baktım, bakıştık.:) ve en acısı da bu postu yazmaya başladığımda davut güloğlu çalıyordu, birazdan biter muhtemelen ama çalıyor işte..

tatil için bir çok düşüncem vardı, büyük bir kısmı gerçekleşti, geri kalanları için kasmıyorum, çünkü anladım ki tatil kasış zamanı değil salış zmanı:)

biraz ihtiyacım var.. böyle romantik komedilerdeki gibi ev dağınıkken, evde yiyecek ne var ne yok önüne alıp film izlemeye.. tabi menüde bi kaç değişiklilk yapmak şartıyla.. mesela beyaz şarap yerine süt, yahut kola gibi küçük değişiklikler.. yoksa toblerone lar lays ler hiç birine itirazım yok..

gündüzleri böyle geçerken, geceler de hayli uzun.. yani çok geç yatıyorum.
nedenini bilmiyorum ama galiba bununla ilgili bir tespitim var..
uyurken ölmekten korkanlar geç yatar. uykuyla savaşırken uyuya kalanlardanım, uyandığımda ilk hatırladığım, yahut hafızamı zorlayıp da hatırlamaya çabaladığım şey nasıl uyuya kaldığım..uyku kalınan bir şeydir bnm için, kanılan değil..bir çokları içinde böyledir sanıyorum..

herkes bilir, geceleri çok güzel kitap okunur,geceleri çok güzel düşünülür, çok güzel ağlanır.. değişik yani..

davut güloğlu çoktan bitti..

tatil henüz başlamadı, seçimlerden sonra teyzemler ve biz.. çok güzel şeyler yaşayacağız inşaallah...

birazdan gidip yaralı işler yapacağıma söz veriyorum SİZE:)

13 Tem 2007

semitik

neden magazin programlarını izleme iştahımızı elimizden aldığını bülent ersoy a sormak isterim, yoksa bülent uzun mu demeliydim.. ahlaki boyutuyla ilgili basın açıklaması yapmayacağım ancak, gençlerin önü niçin açılmıo bunu merak ediyorum:) bir desa sayan, nihat doğanın yahut hülya avşar sadettin saran ların mürüvvetlerini göremeden bülent ve armağanınkini görmek zorundayız ki..
çünkü herkesin mutlu olmaya hakkı var..
herkesin..
not:ben bugün de 2006 yazını hatırladım..
günler garip olsa da güzel. insanın sıkılmaya vakti olmadığı cinsten.. zeynep le süleymaniye ye gittik.. öyle güzel bir yerki, insan kendini bambaşka bir alemde suda yüzerken buluyor kabilinden gezi yazısı cümleleriyle burada reklam yapmayacağım.. herkesin gitmesi gereken bir yer de değil.. günah çıkarma mekanı da değil..
sadece ve gerçekten susma yeri..
ve şimdi vakit susma vakti. sahur vakti gibi bişi..
şimdi erkan oğur dan bülbülüm altın kafeste yerine neden geldim istanbula dinliyoruz.
hep beraber evet buyrun..
:)

11 Tem 2007

1 message received


bazı insanlar olur olmadık zmanlarda hayatınıza hop diye girmeyi bir saygısızlık değil,bilakis hayatlarının normal akışı olarak addederler..yani şöyle, hatırlamak istemediğimiz, adeta silip engellediklerimiz vardır, sizinde vardır muhakkak.. insanın hayatı hep kendi istediği gibi olmuyor, insan sosyal bir hayvandır çünkü. çevresinde niceleri vardır, aptaldır değildir tartşılır ama varlıklarını inkar, yokluklarını kabul edemeyiz.. böylelerinin ilacı bir zman düşünmemek, kendinize, ahşap boyama, kurdele işi, patch work gibi hobiler edinip aklınızı dağıtmaktır diye düşünebilirsiniz.aslında öyle olmadığını, olur olmadık zmanlarda aldığınız mesajlarla anlarsınız.. beklenmeyen mesaj şaşırtır..

cep telefonu kullandığım andan itibaren bıkmadığım tek şey sms dediğiniz mesajlardır.. (evet ben sms demiyorumi mesaj diyorum.. sms sanki bendeki o kavramı karşılamıyor.. )mesaj bana ayrı bir şeymiş gibi geliyor.. internet yazışmalarından, mektuptan.. v.s.. o sebepten belki bu kadar yazışım.. etkiliyo beni mesaj mirim, yapma şunu, başım ağrıyo gece.. ışıkları söndürüp de telefonu elime aldığım zman tekrar tekrar okuyorum, tekrar aynı ritimlerle kalplerimiz çarpıyor, üzülen biz oluyoruz yine.

ben diyorum ki şu işi tatlıya bağlayayım, kendime bir iyilik edeyim ve geriye bakmadan yukarı çııkayım, yahut yukarılara çıkmaya da gerek yok, düz gideyim, ama bunu mümkün kılmak çok zor..istediğim tek şey saygı anlıyor musun diyordu bridget jones, bende aynısından istiyorum..

yukarı da bahsettiğim insan türleri, hırslıdır, ego sahibidir.. burçları malumdur, her zman unuttukları, karşı tarafın cephanelikleridir.

hayal bir ilim kurgu..

iliğim kurudu.

9 Tem 2007

critique

şu internet bazen bıktırıyo kendinden, her şeyi bulabilmek, herşeyi yapabilmek, internetten yemek söylemek bile bazen insanı bunaltıyo.. teknoloji mükemmeli buluyo fakat benim aradığım bu değil...
bilgisayarın yapabildiği daha güzel şeyler de var. film izlenebilio mesela.. evet bilgisayarda film izlemek..

eğer ablanızın widescreen bi hp si varsa ve en önemli özelliği buysa, sadece film izlemek için bilmem kaç yüz para verilmişse buna, siz de bnm gibi bunun semerelerinden faydalanabilirsiniz. film izleme konusunda tercihim genellikle romantik komedi olmuştur.. testere, seven, ne bileyim buna benzer korku filmlerinin de haklarını yiyemem.. ama romantil komedi evde tek başına izlenebililir, canı sıkılanlar için bire bir film türüdür.

en son izlediğim romantik komedi notting hill dir. notting hill in rakımı... diye başlayan bu cümle aslında öyle bitmeyecek:)

notting hill bir julia roberts ve hugh grant hayal kırıklığıdır. haberiniz olsn. hugh grant tamam yakışıklı, tamam çekici, ve filmde sanki bir 8. harikayı oynamış gibiyse de hyr.. julia roberts la aşk yaşamayamıyor. kadın yaşlı...

annesi yaşında kadınla nereye kadar gidebilir..

aslında romantik komedi den ne beklediğinize bağlı.. klasik yanlış anlaşşılmalar, çarpışmalarla başlayan aşklar, evde bi drink almalar, aynı otelde karşılaşmalar, eski hatıraların flash back olarak tekrardan ısıtılması ve filmin sonunda çok "romantik ayyy" izlenimi vermesi... bütün bunlar romantik komedinin vazgeçilmezleri..ama ben bradd pitt le angelina jolie den bir film bekliyorum.
aynısını selim ve esma arhan yapsa olmaz...

türkler neden romantik komedi yapamıyor..
biz de en iyi yaptığımız şeyi yapıyoruz canım, bir zerda, bir asmalı konak hangi memleketin arşivinde var.. cast ler filan.. muazzam:)