29 Eki 2009

odamdan notlar











bu kalemtraş gerçekten de bakınca başka hisler uyandırıyor bende. bir gün orhan pamuk bize gelmiş mesela. babamlar cemaatle namaz kılıyorlar. ben erkek kuzenime servis camından meyve tabaklarını veriyorum. servis su yeşili dünyaya uygun şekilde gerçekleştiriliyor. hanımı da içerde bayanlarla birlikte oturuyor. böylece çok güzel günlerin umudu kaplıyor çocuk kalbimi:)






bu kova d&r dan alınmış bir product. çok güzel deil ama peter rabbit bana zwelleneger mi ne öyle bir kadın vardı onun bir filmi vardı. onu hatırlatıyor. bir adama aşık olan ve peter rabbiti çizip hikayelerini yazan güzel kadını.
onun kalemlerini. onun kağıtlarını. şapkalarını eldivenlerini filan.. bilmem kaç ingilteresinde:)



bu resim benim tab ettirip de böyle mini mini kalpler içimden çıkarak çerçeveleyip başucuma koyduğum tek resim:) ulya ve ben. cevahirdeki kocaman alçalıp yükselen şeye binmiştik. ve zahide bizi çekmişti:) ne günlerdi. hava ne güzeldi...
bu eşya da beni çok mutlu eder her baktığımda sevgili okur. bakmasamda mutlu eder aslında. mesela köye gittiğimde veya armutluya gittiğimde odamı düşünürken onun orda tozlandığını bilmek bile yetiyor:)

ahmedi nejat.
bu fotoğrafı sanırım aktüel dergisinden kesmiştim. fotoğrafa her baktığımda aklıma adamın kravat bile takmadığı bu kadar insanı arkasına alıp nasıl böyle bir poz verdiği, mini mini bir insan olduğu aklıma geliyor. sürekli bunları düşünerek istemsiz bir gurur duyuyorum. halbuki atom nükleer filan bunları düşünmem gerekirken, oğlunun düğününde kendisinin yatsı namazı kıldırdığı haberinin aklıma gelmesi beni büsbütün hayran bırakıyor kendisine. hafifçe gülümsüyorum.


lise yıllığı hazırlanırken oluşturulmuş bu vesikalık fotoğraf albümü aslnda daha güzel bir yeri hakediyor ama arka arkaya koyup kullanmadığım cüzdanıma koymaktan başka çarem yook:(
onları çok seviorum.
içlerinde sevmediklerim de var. hatta facebooka eklediklerinde düşünmeden ignore ettiklerim de. üst üste. sevmiorum bazılarını ama fotoğrafları atamıyorum. ne olucam ben bilmiorum. ama atamıyorum. atmak ve artık onlardan anılarından kurtulmak istiyorum. artık geçmişe bağlı kalan bi insan olmak istemiyorum.

bu konuşma kılavuzundan fransızcayı öğrenebileceğini düşünen bi insanım. aslında insanlar merhaba dediğinde bonjour filan desem bana yeter. ama işte yetmiyor. konuşma kılavuzları telaffuzu o tavrı vermiyor insana. ne kadar çalışırsanız çalışıın birisi size öğretmedikten sonra görmedikten duymadıktan sonra dil öğrenilmiyor. ben bunu arapça konuşma kılavuzunda da yaşadım. olmuyor olmuyor:)
Allahtan bir site buldum da orda vidyolar var. gerizekalıya öğretirmiş gibi alfabeyi tekrarlayan bi adam var. sonra su içen kızlar kitap okjuyan oğlanlar filan:))
hepsine minnettarım. en azından jö diyebiliorum:)

hangi fotoğrafmakinası kabının daha kullanışlı olduğu konusunda sayfalarca yazabilrim. sol taraftakine alırken çok bağlanmıştım. ama randımanlı olmadığını çok geçmeden anladım. sanki fotoğraf makinamı koruyacak kollayacak ona hiçkimsenin dokunmamasını sağlayacak.. ve sanki bunu bir tek o yapacaktı. ama sinsi duruşu kendini çok geçmeden ele verdi. çantada çok yer kaplıyor ve itici olmaya başlıyordu ki sağ taraftakiyle tanıştım. sevimli yüzü ve kullanışlı olmasyla hemen sevdirdi kendini. şimdi onunlayım. diğerine bir yer bile bulmadım orda burda geziyor. beter olsun.

27 Eki 2009

hafifim ben


daha ne kadar süre böyle devam eder bilmiyorum ama... son söylenecek sözü en baş söyleyemeyi seviyorum.


böylece daha dürüst olduğumu düşünüyorum.
ayrıca insanların beni çok iyi tanıdıklarını düşünmelerini istemiyorum. bu onlara istemsiz bi gurur veriyor diye düşünüyorum. kendimi önemsediğimden deil, kendilerini önemsediklerini düşündüğümden..
insanların beni özetlemelerini de sevmiyorum.
yorumlamalarını da...
beni dinlemelerini de istemiyorum. onlardan beklediğim. bu yazıyı okuduğunu bildiğim her bir kişi için tek tek geçerlidir. onlardan beklediğim. onlardan beklediğim. çok net bir şey.
hiç bir şey.
bu yazı azarlamaların arkasına sığınan bir yazı olmayacak elbette.
insanlara insanlar diyen insanlardan nefret ediyorken ben bütün bunları yazarak kendimle çeliştiğim için kusura bakmak istemiorum:)
insanlar gerçekten de çok şey biliyorum zannediyorlar. hiç kimsenin bildiği hiçbir şey yok.
samimiyetle yaptığım belki de tek şey gizlemek.
bir şey bilmelerine gerek yok.
hadlerini bilmeleri kendileri için ve şimdilik yeter.

8 Eki 2009

ateşş

şaşırtmayı severim biliyorsun
bu da sana son sürprizim olsun
şimdi seninle yaşanan günleri ateşe veriyorum
beni güzel hatırla gidiyorum …

orhan veli kanık

6 Eki 2009

beg u


umrumda ol lütfen...

bazen öyle şeyler oluyor ki hayatta, ağlayarak yalvarmak istiyorum karşımdaki insana. burnumdan ve gözlerimden akan salgıları umursamadan, avazım çıktığı kadar bağırarak, mümkünse ayaklarına kapanarak. ellerimi açarak, dilenirmiş gibi yaparak, ağzım yüzüm dağılana kadar, dizlerim uyuşana kadar yerlere serilerek, sızlayarak uzun süreli inleyerek, perişan olana kadar. burnumun kenarları yara olana kadar çevreden verilen mendillerle burnumu silerek. gözlerim şişene kadar.

gitmesine müsaade etmemek için paçalarına yapışarak. ona ağlayarak istediğimi yaptırabileceğimi düşünerek.

şunu demek istiyorum.
umrumda ol... umrumu elimden alma.

o bende kalan son şey.