bu kalemtraş gerçekten de bakınca başka hisler uyandırıyor bende. bir gün orhan pamuk bize gelmiş mesela. babamlar cemaatle namaz kılıyorlar. ben erkek kuzenime servis camından meyve tabaklarını veriyorum. servis su yeşili dünyaya uygun şekilde gerçekleştiriliyor. hanımı da içerde bayanlarla birlikte oturuyor. böylece çok güzel günlerin umudu kaplıyor çocuk kalbimi:)
bu kova d&r dan alınmış bir product. çok güzel deil ama peter rabbit bana zwelleneger mi ne öyle bir kadın vardı onun bir filmi vardı. onu hatırlatıyor. bir adama aşık olan ve peter rabbiti çizip hikayelerini yazan güzel kadını.
onun kalemlerini. onun kağıtlarını. şapkalarını eldivenlerini filan.. bilmem kaç ingilteresinde:)
bu resim benim tab ettirip de böyle mini mini kalpler içimden çıkarak çerçeveleyip başucuma koyduğum tek resim:) ulya ve ben. cevahirdeki kocaman alçalıp yükselen şeye binmiştik. ve zahide bizi çekmişti:) ne günlerdi. hava ne güzeldi...
bu eşya da beni çok mutlu eder her baktığımda sevgili okur. bakmasamda mutlu eder aslında. mesela köye gittiğimde veya armutluya gittiğimde odamı düşünürken onun orda tozlandığını bilmek bile yetiyor:)
ahmedi nejat.
bu fotoğrafı sanırım aktüel dergisinden kesmiştim. fotoğrafa her baktığımda aklıma adamın kravat bile takmadığı bu kadar insanı arkasına alıp nasıl böyle bir poz verdiği, mini mini bir insan olduğu aklıma geliyor. sürekli bunları düşünerek istemsiz bir gurur duyuyorum. halbuki atom nükleer filan bunları düşünmem gerekirken, oğlunun düğününde kendisinin yatsı namazı kıldırdığı haberinin aklıma gelmesi beni büsbütün hayran bırakıyor kendisine. hafifçe gülümsüyorum.
lise yıllığı hazırlanırken oluşturulmuş bu vesikalık fotoğraf albümü aslnda daha güzel bir yeri hakediyor ama arka arkaya koyup kullanmadığım cüzdanıma koymaktan başka çarem yook:(
onları çok seviorum.
içlerinde sevmediklerim de var. hatta facebooka eklediklerinde düşünmeden ignore ettiklerim de. üst üste. sevmiorum bazılarını ama fotoğrafları atamıyorum. ne olucam ben bilmiorum. ama atamıyorum. atmak ve artık onlardan anılarından kurtulmak istiyorum. artık geçmişe bağlı kalan bi insan olmak istemiyorum.
bu konuşma kılavuzundan fransızcayı öğrenebileceğini düşünen bi insanım. aslında insanlar merhaba dediğinde bonjour filan desem bana yeter. ama işte yetmiyor. konuşma kılavuzları telaffuzu o tavrı vermiyor insana. ne kadar çalışırsanız çalışıın birisi size öğretmedikten sonra görmedikten duymadıktan sonra dil öğrenilmiyor. ben bunu arapça konuşma kılavuzunda da yaşadım. olmuyor olmuyor:)
Allahtan bir site buldum da orda vidyolar var. gerizekalıya öğretirmiş gibi alfabeyi tekrarlayan bi adam var. sonra su içen kızlar kitap okjuyan oğlanlar filan:))
hepsine minnettarım. en azından jö diyebiliorum:)
hangi fotoğrafmakinası kabının daha kullanışlı olduğu konusunda sayfalarca yazabilrim. sol taraftakine alırken çok bağlanmıştım. ama randımanlı olmadığını çok geçmeden anladım. sanki fotoğraf makinamı koruyacak kollayacak ona hiçkimsenin dokunmamasını sağlayacak.. ve sanki bunu bir tek o yapacaktı. ama sinsi duruşu kendini çok geçmeden ele verdi. çantada çok yer kaplıyor ve itici olmaya başlıyordu ki sağ taraftakiyle tanıştım. sevimli yüzü ve kullanışlı olmasyla hemen sevdirdi kendini. şimdi onunlayım. diğerine bir yer bile bulmadım orda burda geziyor. beter olsun.

