26 Haz 2007

gidiş dönüş

yazılıp yazılıp silinen bir çok şey vardır. silmenin nedeni hiç bir zaman konuşulmaz, sebep sorulmaz. birini çok sevdiğinde karalamak istersin üzerini.. kalemin mürekkebi arkaya geçecek mi diye endişe etmeden, tereddütsüz karalamak.. kağıdı incitmesine aldırmadan kalemin.. eline bulaşmasına bile kulak asmayacak kadar umarsızca karalamak..çünkü üzerini çizdiniz mi bir insanın eskisi gibi gözükmez kağıtta, artık başka isimler ve suretlerde görünür. hayaller o kadar billur olmaz. billur nedir? tuzdur. gözyaşları da tuzludur..

bir make up ın bu kadar kaygı verici olduğunu bilseydim, çalışırdım:) pişman mıyım, evet pişmanım. sedef erbil nasıl pişmansa mehmet ali erbil ile evlendiğine, o kadar pişmanım:)
-dilemma: ikilem
"it's my fate, but i wish to resist, it's not a choice, my dilemma .."

15 Haz 2007

kardiyo




bir spor salonuna yazdan yaza birer ay devam etmenin bir çok katkısı oluyor insana.. ayrobik denen şey çok garip.. insanı yormuyo,aksine daha da istekli kılıyo hayata. seviyoruz..


bugün gittim, hocamız aynı, eskiden gelenler hala gelmekte, azimlerine hayranım.. okulumu sordu bi kaçı.. hoca ismimi unutmamış:)) bende anladımki, kendisini unutamamışım:))) maşallah çalışmayla oluyor vücut tabii:P


sonra evdeydim, çalışmalarıma anneme yardım ederek devam ettim. okul bitti biteli hayatım böyle durağan.. fırtına öncesi sessizlik mi yoksa:))

planlarımıza, beylerbeyi sarayında kahvaltıyı da ekledim. 7 milyonmuş:P

var mı 7 milyonunuzzzz??

living in the past time paradise....


not: bu resmi neden mi koydum.. dedim ya.. living in the past time paradise.

ipucu: fareyi hiç hareket ettirmeden zoooom:) ne günlerdi..

13 Haz 2007

klimalı mı?

tatil planlarımızı da yoluna koydum.. ne bileyim, gidip sağlık raporu aldım. sonra her şey güzel olacak telkinleri ile güneşli güzel günlere de uyanıyorum... çok güzel şarkılar da var.. ama eksik bir şey var.. acaba ne diye düşünmüyorum değil.. şükürsüzlükten oluyo bütün bunlar biliyorum ben..
yo hayır okulu özlemedim.
yok yok..

12 Haz 2007

geyşa rahibeler


dün biriyle, hiç kıymeti olmayan biri için tartıştım. gerekliydi belki ama manasızdı. bazen manasız olan şeyler de gerekebiliyor insana.neyse geçti.

anıları olmalı insanın, yaz gününe ait belki, deniz kenarlarını gözlerine kaydettiği,dalgaları kulaklarına, yahut gözleri kapalı istanbulu dinlediği. her şeyden habersiz. habersiz olunca insan daha bir mutlu değil mi.

mutlu ama komik, çok komik. trajikomik hatta. bu yüzden kötü anılar edinmek istemiyorum. anılarımı koruma altına almak istiyorum.

anlatmak istediğim şu ki akp gençlik kollarına girersen, evlenirsin. hakkınızı okulunuzun son senelerine saklayın.

dev anaları.

11 Haz 2007

bu sıcakta..




sınavlarım bitti. mutlu muyum? bilmem. öyleyim galiba. okul iyi gidiyodu ya. ama arkama bakmadan gittim. boğazlı badimi düşünmeden çıkarıp attım. şapkamı ise çekmecemin derinlerinde emniyete aldım. şimdi yeni yıkanmış tişörtümle düşüncelerinden arınmış beynimle tatile hazırım.. tatil planlarımı bir bir yerine getirmeye hazır bir asfalı ne kadar tehlike arz edebilir ki?:)) bilmem..


geçenlerde de Deste de bir kına olmuş. bir iki resmi geçti de elime.. yok ya o kadar olmamalı.. başörtü bir insana bu kadar yakışmamalı ve aldatıcı olmamalı. resmi buraya koyamamamın elbette ki meşru nedenleri var zira insanlar ( 21ini aşmış) askılı elbiselerle,camları saten örtülerle kapatılmış mekanda ortaya düşmüş dans ediyorlar. biri de hanım hanım oturmuyor kenarda.. :)) siyah ve kırmızı güllerden müteşekkil o kıyafeti nereden aldığını çok merak ediyorum. ve gerçekten gözüme güzel gözükmüyor.


gitmeseydin ya..

güzeldi böyle..

10 Haz 2007

bronz kalpler


bugünlerde hiçbir şey tesadüf değil. aslında hiç öyle olmadı. klasik geyiktir ya.. karşındakini aptal yerine koyma. cümle içinde kullanayım da daha net olsun. "ben dün saat iki buçukta karşımdakini aptal yerine koydum,belki ben koymadım o zaten aptaldı ama yine de insanın içi sızlıyor" gerçekleri öğrenme isteği, büyük bir hırsmetre yaratıyor insanın derinlerinde bir yerlerde. bir zman o ibreyi alıp eliyle sona dayamaya kalkıyor insan,sonra aynen geriye yattığını görünce, bu işin el yordamıyla değil de hırs yordamıyla olacağını düşünüyor.çalışmalarına başlıyor. gerçekleri öğrenmek kolay değil azizim. zor oluyor sıkılıyor, bunalıyor insan, gecelerini gündüzlerine katıyor belki. sonunda gerçeklerin tam önüne gelmişken iğreniyor,geri çevirse de başını olmuyor.. geriye gitmek istiyor.. ama bakıyorki hırsmetrenin civası çoktan yere çivlemiş ayakları.

insan üzülmesin gerçekler önünde. gerçekler kendini bişe sanmasın. aptallar gerçeklerine sahip çıksın.

olmaz mı?

5 Haz 2007

eva green vs pelin batu



organizational behaviour diye bir şey de var hayatta bunu da görmüş olduk.. çok şükür..
ve artık zamanın nasıl şaşırtıcı bir hızla ilerlediğini görmek yormuyor beni.. bugün zeynep ile konuşuyorduk, yine 2006 yazı geldi aklımıza.. zamanın geçtiğini görmek için artık eski kutuların üzerindeki toz tabakasını üflememize ,gözümüze bir ton toz kaçmasına gerek kalmayacak.. hem o toza dokunmak huylandırıyor beni , dişlerim kamaşıyor,burnuma iğrenç toz ve tavan arası kokusu geliyor.. ben temizlik seven insanım. pisliğe ve dağınıklığa tahammülüm yok. yok yani.


marks and spencer dan bir krem almıştım geçen yazdı,insan bitişini anlamıyor, tam bitmeye yüz tutmuşken az az kullanıyo, bitince de hüsran.. ama yenisini aldım geçen hafta.fiatı değişmemiş.. ekonomiyi bir de buradan analiz edecek olursak; inflation is constant adeta:)
starbucks a her gittiğim de farklı isim söylemekten ne zevk alıyorum:))sanırım diğer isimleri üzerimde deniyorum, bakalım merve en doğru isim mi diye.. şimdiye kadar aklımda kalanlar, sude ve buket:)

böyle gece kuşaklarında eski çok eski klipleri verirler ya.. candan erçetin_oyalama artık klibine denk geldim de.. insan yaşlandığını düşünüyor. aslında ilk olarak yaşlandığımı, babamın tuvaletin ışık düğmesini her seferinde bnm için aşağı almadığını anladığımda öğrenmiştim. meğer uzuyormuş insan.. ve seneler.. uzuyormuş...

4 Haz 2007

şekerpare




fransızca şarkıları çok seviyorum, anlamasamda..şimdi şu an müziğin ritmin ruhu geyiği yapmicam hyr. ama her duyduğum fransızca şarkıda sanki bir yalvarış var.. gitmemesini dilediği sevgilisinin acısını sseviyor söyleyen fransız delikanlı. kadınlar ise şehvetli sanki..kulağa gelen her name sanki 18 yaş ve üstü için söyleniyor. erkek olanlarda ise sürekli bir bülbül gül aşkı, aşk acısı durumu.. gitme diyor adam, belki tekrar beyaz perdeyi uçuran rüzgar saçlarına kavuşturur beni.. bu da çeviri edgar allen poe şiirlerine benzedi.. aslında çok da okumuşluğum yok.


sınavların bitmesine az kaldı çok az..


asfa nın pilav günü varmış. oooooooooow dedim ilk msjı gördüğümde.. sonra yutkunup hayatıma devam ettim. baktım nefesler yerinde maşallah, görmede bi bozukluk yok, efendime söyleyim, kulaklar burun hepsi tamam:) boşver dedim. derin bir nefes çektim ve kapalı türevlerime geri döndüm..


zeynep blogunu terk i diyar eylemiş. beklemek acıyı artırır,beklemiyoruz.gittiği yerlerde mutlu olması için dua ediyoruz:)


15 yaşında nazife de hanım, kimlere aldanmış?????

3 Haz 2007

çeşm i siyahım


bir kitap okuyun hayatınız değişsin efendiler. nasıl mı... bir gün favori mekanlarımızdan birindeyiz geziyoruz akadaşlarla..kırmızı kapaklı bir kitap gözüme çarptı, jean bişiler bişiler yazıo korkutucu figürlerle de karmaşık olarak, "kızıl nehirler".. türk insanına münhsır bir hareketle hemen kitabın arkasına baktım.. gerilim, roman, korku filan.. ilk bakışta fiyatı dışında hiçbir şeyi germedi beni.. acep bunun korsanı var mıdır düşüncelerine dalmışken, bir de ne göreyim, adam fransız. birden adamla kendimi mahşer fonunda düşündüm.. dannn kul hakkı dannn günahhh:)) gavur dedim bu ne anlar.. hemen düşüncelerimi savuşturdum. kitabı almak üzere kasaya yöneldim. bir anda gözüme çarpan yansımalar cdsi... (hala da almış deilim) alsam mı almasam mı derken, Allah ım bütün kitap cd piyasası benim öğrenci harçlığıma göz dikmiş sanki... o kadar da deil.. almadım. (tabii sonraları icabına baktım):) neyse kasiyer beyefendi ödeme şekli mi sordu..o an limitsiz kredi kartımın olmasını ve bilmiş bir edayla tek çekim diyebilmeyi o kdar çok isterdim ki.. ama acıyarak cüzdanımı çıkardım ve nakit dedim. kitap iki gecede bitti. gece diyorum zira kitap gündüz okununca pek zevkli olmuyor.. küçüklüğümden beri ne kadar kabusum varsa sanki hepsi üstüme üstüme gelio okurken.. daha sonra taş meclisi leyleklerin uçusu kurtlar imparatorluğu ve son olarak siyah kan.. bu fransız yağızın tam adı ise; jean christophe grange. her billboard da yeni çıkacak olan kitabının reklamlarını arıyor gözlerim.. ve bazen de uzaklara dalıyor.. paris aşk çeşmesi ben ve jean:)

ne de güzel olurdu değil mi..