20 Oca 2016
ve günler çabucak geçiyordu..
burayı takip edenler var mıdır bilmiyorum..
hani bazı bloglar vardır.. her gün değil ama periyodik olarak insan girer okur.. yeni bir şey yazmış mı diye bakar.. işte kimileri için öyle bir blog mu bilmiyorum burası..
benim için bir kaç tane var.. yazmasalar da girip bakarım. eskilerden bir an olur gözüme.. bir ses olur kulağıma ve dönerim kendi hikayemin, günlük telaşlarımın içine..
blog yazmak kimileri için bir sosyalleşme aracı olsa da şahsım için galiba yalnızlaşma yeri. bu açıdan seviyorum buraları...
hayatımdaki türlü değişikliklerden; (bunların içinde mutluluk da var hüzün de tabiki) bahsederek zihninizde yer etmiş o bohem blog algısını yerle bir etmeyeceğim elbette lakin değişimin kendisinin insanın iç dünyasına yansımaları konulu bir yazı yazabileceğim konusunda kendime güvenmiyor değilim.
yaratıcı yazım atölyelerine katılmadım ama "öldüm, tekrar dirildim" gibi bir şokla karşılaşmayacağınızı garanti ediyorum yazının sonunda. o yüzden şimdiden sonrası ilginizi çekmiyorsa okumayabilirsiniz..
27 yaşındayım ve değişmeyen tek şey değişimin ta kendisi hala.
bi de ömür çok hızlı geçiyor.
eskiyi hala unutmakta güçlük çekiyorum. geçmişe bağımlı olmak kadar tatlı bir his yok. insanı çiğ bir gelişme, hissiz bir ilerleme duygusundan azade kılıyor.
son olarak.
hepiniz elbette iyi insanlarsınız.
hoşçakalın
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)